Pages

9 Ağustos 2012 Perşembe

BİR KEDİNİN ARDİYESİ


birbirine karışan şeyler
birbirinden ayrılan şeyler
iki bulut, iki nefes, gün ışıkları yaprağa düşen.
camın ardında kim var
saçlarını gece gibi eğip büken
sesinde yüzünde buğulu
pencereler net camlar perdeler
birbirine karışan şeyler
ebedi olanlar -var mıdır?
bazısı anlık - yine de
hepsi şimdi
ihtiyar bir balığın
suyu ağırlaştırması gibi.

uzun bir günün sonunda ölüsünü getiriyorlar bahçedeki ağacın
boğazıma takılan oymuş demek her yastığa başımı koyduğumda
her adını duyduğumda
vardır çünkü herkesin bir ardiyesi
bir arbedesi bir ar damarı!
yani çatlamadan önce bu deniz
vardır batmış ve acıtmış bir kaç gemisi insanlığın!
çocuk böyle büyür, kopuk böyle dikilir çünkü
ellerine saçlarına kadar böyle ağlar insan
el kadarken daha, el yerine hani, hatırla!
çatıların uykusunda simsiyah ve dimdik bu evleri ev yapan
sokakları sokak
göğü gök yapan budur çünkü
kan gibi masmavi
aşk gibi acımasız
kıyamet gibi yapayalnız bu kalp unutur!
insan unutur!
her şeyi süpürür de yutar zamanın rüzgardan evi
ölümün bile tozunu bırakır sade
yön eyrilir, söz uçar, akıl çölde bedevi!!
neyin peşindedir insan hatırla!
bu sarkıtlar bu dikitler neden birbirine bakar da bakar
bu kuşlar ağaçlara göz göz bilmezsin!
bilmezsin bilmekle bilinmez nasıl kalır raylarda
bütün trenlerin sesi!
nasıl her taşını bilir mıh gibi dağlar!
nasıl döndükçe döner uzadıkça uzar sardıkça sarar dünyayı o eşsiz hatıra! Hatırla!
yalnız delirmek mi lazımdır yitirmemek için
solup gideni, dipdiri! dipdiri bu sol yanında
yoksa insan -ki bilmezsin bil!
unutmamak için ağlar
unutmamak için ağlar
unutmamak için ağlar
ve unutur sonunda.