Pages

14 Eylül 2005 Çarşamba

DEMİRİ DEMİRLE DÖVENİN KARARI



zamanın tortusu
dibimden dağıl
işte resim, ben boyadım bu çalkalanmayı
durunca yeniden dibe çökecek, ah
bir çıkış yok – mu?
işte bir resim daha sana
ben çizdim bu boş şişeyi
aktarmak için kendimi yeniye

bir yerlerde uçuşan sapsarı küçük yapraklar
şarkılarını söylerler
yaşama sığdırmam ,için
bu anı
yada yalnızca yaşamam için

karanlık yolda ilerleyen zihnim
çukurları görmeseydi
bilir miydi tümseklerin varlığını?

işte itiraf
suya kendini izleten gözleri dürüsttür Anemona’nın
işte itilaf
ipsiz dibi
yapışkan bir içe çökmeyi
ve nefes nefese bir uğultu taşımayı
– yüksek volümde akıl çıldırtıcı -
yaşadım
gördüm
hissettim
bildim

ve yüzeye doğru çıkacak
doğru’lacak
sıyrılacak kadar güçlüydüm
bu bir üstünlük değil
bu bir fark
sıradan, lanet bir fark

şimdi yadsınamaz bir dipten
ve vazgeçilmez bir yüzeyden söz ediyorum sana
- inanman için değil
- seçmen için değil
- anlaman için de değil

yalnızca duyman için

çünkü anlamak, inanmak
yada seçmek için vakit yok

noktasız bir cümlede uzuyorum
uzuyorum . . . . .
kimsenin başını hatırlamadığı cümleye soralım
“ Peki, umudun var mı? ”
ah, gözlerimin altında yatay birer çizgi
ağlamakla önemsemek arası
gözlerimi kırpıp açtığım kısacık sürede
durduran ve harekete geçiren zamanı

ama bu olmuyor
olmadığını biliyor Anemona
yüzeyden derine bir ip sarkıtıyor
kaldırma kuvveti bozuyor ipin kuvvetini
yaraların kudretini

"dalmaktan başka çare var mı
ulaşabilmek için derin dibe
geridekilere?!
.. yok mu?"

o halde inanmalı Anemona, ürpererek
mutluluğun çekim gücüne
ve kıyıya çarparken ayaklarını
bir veda biçimi algılamalı bu çırpınışları

senin için ağlayamam
bencillik değil, bunu kimse yapamaz
kimse için yapamaz
iyi anla bu gerçeği
mumun dibinde oturan çocuk
parlak bir fikirle oturan çocuk
şimdi gül vakti