Pages

29 Nisan 2003 Salı

UZAĞA SÖYLENMİŞ YAKIN(MA)



yere yumuşakça uzanmış taş gibi
zamanın kucağında küllenen hatıra
ucuz melankoli

sona erdi kıpırdanışları içimdeki karıncanın
canının istediği gibi oyuklar açtı
oyuklar doldurdu
çekirdek kabukları taşıdı
çekirdek.. kabukları..
kraliçeli nostaljik rejimime
kraliçe ayçiçeği obezite
önünde aptal kutusu
uzun uzun öğlen uykusu
düşünde yakalayıp kokladığı
belki bir çiçek hayaleti
belki tüm çiçekleri birden andıran zümrüt
anka

birbirinin hayatlarına bakaraktan sallanan yapraklarız
ayrı ağaçlarda
belki dallar uzansa
yıllar geçtikçe
tozu kiri olmayan anılar bulsak bir köşede
odalarımızı dağıtsa yerle yaksan etse bizi
ah, ucuz melankoli

yarın unutkandır
acıtır acıtmaz çıkıp gelmeli
yalnızlığı ören iplikteki cam
ricam


16 Nisan 2003 Çarşamba

çiğDEM



Zaman’a
Soluk’a
(Tuğ)Kan’a



çıt I

sonradan kayb’etti sedef şarkısını
ben uykuyu yeni yeni bilirdim
uyumayı bilmez kadar eskiden
kapıldı yerleri renkli çerçevelerin
duvar gül akı
düştüğü yerde bir çivinin kara sesi
tenha
tembihle yemin arasında
nezaketten bir nezaretti kulaklarımda
: Nabız suya nemdir
Akıl arşa dem.
karaçalı diplerinden yontulmuş bir masal
gibi uzadıkça kokladıklarım
yalan
- temenniye düşen izdiham
korktum
yoktu sevecek vakitleri özel nedenlerden
misal bir elmadan
yahut içeriden ve nasılsa sevmek yüzünden
korktum
benzemeyecekti çünkü bir daha hiçbir elma diğerine
sonra çarpışarak ilerleyen şeyler gibi
iki elma kalacaktı görünürde :
daldaki biri
ve yerdeki tüm diğerleri
akıldaki de benzemeyecekti dalındakine
uzanıp da tadılınca tekile irtica eden kıymet
yetmezmiş çünkü insanoğluna hiçbir şey
yetmiyorsa kifayet
böylece bir konaksız cehaleti gezdirip elmada
varıp bir çürük gibi kalacaktı nihayet.


çıt II

memnuniyetsizdir kibir yaradılışı gereği
mektupları birinci tekil adresleri şaibeli
açmadım kapıyı genel nedenler sıralayıp
mutfaktaki elmalar yüzünden mesela
ve uykular
ve eski yeni bir takım şarkılar
ve yüzümdeki sadeli mucizeler yüzünden
isabet oldu açmadım bu defa
yeri dar kalbime rest olsun
aklıma vefa;

yerli yerince kıyılanıyor hayat
başı sonu “bir” küremin yarıçapında