Pages

29 Aralık 1998 Salı

KIRMIZI ALT BAŞLIKLI KIZ VE KURT KAPANI



derin bir gölün siluetinden geçiyoruz
içimizde çakıl taşları
ah bir bilsen ben bile istemedim ay tenine yabancı kalmayı
kaburga kemiklerimizde vahalar yetiştirdik
kimileri ‘boşlukta çiçek yetiştirenler kuşağı’yla andı adımızı
bir söylenişi vardı aşk’ın
içine biz bile sığamazdık

keşke kum olsaydı düştükleri yer
keşke görünmeyen bile değilim demeseydi bir kadın vakitsiz
incir çekirdeğini doldurmaya çabalarken bir adam
kocaman sesiyle yıkılmaz sandığı duvarlarını yıkmasaydı
kimse ona bunu yapmasaydı
o kimseye benzemeseydi..
... derken, bir tramvayın ardından el sallarken buldum kendimi.

“hoşça kal, Karl..”
ırmak taşırıyorum ağzımdan
ağzına bir yavru kurbağa sıçratıyorum.
artık kimsenin içinden geçmeyen yeşile
ayın sırrını veriyorum
kabuk bağlamayı unuttum dedirten
sökümsüz yaralarımıza sarıyorum hiçliğin zarafetini
yalnız kalamayız, biz hiç kalabalıklaşmadık ki
bir öfkenin hörgücünden
sıksan incir çekirdeğini doldurmaz bir zehirle bağışığız hayata

koşma artık Karl
bulamayacağını bildiğin adreslerinden
gelemeyen mektuplarını okumalıyım sana
kirli çıkı bir martının kefilsiz bırakıldığı odalarından geçmeliyim
kuzeye çıkıyoruz umudunu yeniden bulabilmek için ilkin kaybetmeliyiz
bir çöl ağladı Karl, bir öfke duruldu
bir serap olacakları gördü önceden
öncesiz bakışlar biriktirdik, hep kuzeye uçtuk
sürümüzden sağ kalan yok biz hiç doğmadık çünkü..
ırmak yok Karl
koşabileceğin uçurumları kelimelerle örttüm
alfabetik sırayla kurşuna dizildik !

hoşça ka®l..
kınımda eskiyen kalbimi sırtındaki pürüzlere gizledim
genzimdeki kanı bir martının kanadında
uçamayacağı nekrosfer katmanlarına sürdüm
yerim; “kalk yerimden, orası benim” kitabında giriş paragrafı:
KIRMIZI ALT BAŞLIKLI KIZ VE KURT KAPANI